SPACESİ NASIL KULLANALIM.

Arkadaşlar bu güne kadar bana yöneltilen sorular ve karşılaştığım olayları eleştirmek istedim. Bu fotoğrafı da dikkat çekerde belki yazıyı okursunuz düşüncesiyle buraya yerleştirdim.

  _Spacesleri gezenler her ne hikmetse yorum yapmaktan veya iki satır, –bu kadar emek sarfeden ve alan hazırlayan arkadaşları teşvik edici ve özendirici şeyleri– yazmaktan imtina ediyorlar.(Sanırım zor geliyor)

_Sadece başlangıç sayfasına bakıp, alan içeriğini kontrol etmiyorsunuz. Oysa Katagoriler bölümü konu, araştırmak için güzel bir seçenek. (Sayfamda olduğu halde Katagorileri incelemeyen bir arkadaş, bilmediği bir konuda ısrarla yardım istemesi gibi. Oysa sorduğu konuyu Spaces yapalım bölümünde etraflıca anlattım. Her zaman kolaya kaçıyoruz.)

_Bir çok değerli arkadaşaşımız sayfalarına CHAT ODASI içeren mesaj bırakılmamasını rica etmelerine rağmen Chat odası konulmakta ısrar edilmesi.(Oysa hemen siliniyor. Öyleyse.! CHAT ODASI bırakmanın ısrarını anlıyamıyorum.)

_Mesaj bırakan bazı arkadaşlar, herhangi bir siteden kopyaladığı bir foroğrafı veya objeji mesaj bölümüne yapıştırıyor. Bana çok saçma geliyor. Biliyorsunuz bilgisayar büyük resimleri açmakta zorlanıyor.(Benim böyle bir sorunum yok.Masaüstüm bir canavar…) Mesajlara bakarken böyle bir şeyle karşılaştığımda, siliyorum veya o kişinin spacesine girmiyorum…

_Son günlerde ideolojik mesaj bırakanlar çoğaldı. İdeolojiden kastım. Atatürk, Vatan, Yurt savunması vb. şeyler değil. Gündem oluşturulmaya çalışılan bazı haberlerle ilgili… Mesajları bırakanlar bunları anlıyacaktır… Bu tür mesajların çoğu, arkadaşı ve paylaşacak birşeyi olmayan acizlerin, alelacele yaptıkları spaceslerden geliyor…

NE YAPALIM !!!

_Arkadaşlar, lütfen, öncelikle birbirimize saygılı davranalım. Nasıl olsa bu sanal alemdir düşüncesiyle hareket etmek yanlıştır. Dünyanın bir yerinde, birilerinin, yaptıklarınızı takip ettiğini, yazdıklarınızı okuduğunu unutmayınız. Başkasına saygı, insanın kendisine olan saygısıdır.

Okuma yazma özürlü olan bizleri daha fazla yazarak sıkmak istemiyorum. Yorum ve önerilerinizi yazmanızı dilerim ki örnek olalım.

                                                                                     Sevgiyle kalın. Bet*Sa

 

 

VOLİTAN

VOLITAN : Bunu bir TÜRK yaptı !

ODTÜ de değerli hocam Dr. Hakan Gürsu ve ekip arkadaşlarının başarısını heyacan ve gururla izledim.

Fikir; uygulayanlarda hayat bulur. deyişiyle Erol Erbaş’ın Örnekinsanbiz sitesinden alıntılarla bu heyecanıma ortak olurmusunuz.

Bir TÜRK’ün başarı öyküsü. VOLITAN

     Türkiye için süper bir şey oldu. Moral olsun diye söylemiyoruz; gerçekten süper bir şey: Aramızdan biri çıktı ve dünyanın en sivri, en garip, en özgür zekalarının katıldığı bir yarışmada birinci seçildi.

     Bu yılın 100 küsur milletten “düş birincisi” ODTÜ Öğretim Üyesi Dr. Hakan Gürsu… Gürsu önce bir tekne düşledi. Öyle bir tekne ki yakıtı olmadan da gitsin. Yelkeni olsun ama rüzgar esmediğinde bile yüzsün.

Gürsu düşlediği bu tekneyi gerçekten yaptı. Hem de o kadar eşsizini yaptı ki dünyanın bütün diğer özgür zekaları hayran kaldı. Gürsu’ya 13 Ekim’de New York’ta Uluslararası Tasarım Ödülü’nü (IDA 2007) verdiler. Üstelik iki dalda. Hem deniz araçları hem de tüm ulaşım araçları dalında… Yani 1438 projenin içinde iki kez birinci! Hatta birincilerin birincisi… Çünkü bu yarışma “kazananların”, daha önce birincilik almış tasarımların müsabakası…

 

      Bu kadarla da bitmiyor. Asıl sorun başka. Ne olduğunu şimdi siz de tahmin etmişsinizdir ama bakın o sorunu Hakan Gürsu nasıl anlatıyor… 

 ODTÜ Öğretim Üyesi Dr. Hakan Gürsu

   “Volitan” adı nereden aklınıza geldi?

“Volitan” Latince “hızlı yol alan” demek. Bir de bizim Akdeniz sahillerinde görülen bir uçarbalığın adı… Bu balığın çok saygılı duyulacak bir erformansı var. 200 metre falan suyun üzerinde gidiyor. Balığı da, kelimenin anlamını da çok sevdik. “Xmr21” gibi bir isim yerine “Volitan” dedik. Ayrıca uluslararası yarışmalarda menşeinizi belirtecek her şeyden de kaçınıyorsunuz. Bunu hem etik açıdan yapıyorsunuz hem de stratejik…

    Bu ödülü kazanan Zaha Hadid dışında başka bir Müslüman var mıydı?
Literatürü bildiğim kadarıyla -ki takip ettiğim bir literatürdür- başka yok. Bir de biz.

    Tesadüf mü yoksa Müslüman ya da Ortadoğulu olmak gerçekten ciddi bir engel mi?
Kesinlikle engel. Bu bize bazı yarışmalarda off the record söylendi de. “Katılmayın, size ödül vermezler” dediler. Biz buna “handikap puanı” diyoruz. Yani birinci torbadan değil, üçüncü torbadan geliyorsunuz. O yüzden de mükemmelin mükemmelini yapmanız gerekiyor.

 

     “Bize Doğu Avrupalı dediler”

      En mükemmeli yapmak böyle bir önyargıyı kırmaktan daha mı kolaydır?
Neredeyse… Bakın size çok ilginç bir şey anlatacağım: ABD’de çok saygın, önemsenen bir internet sitesi var: Pure Contemporary Behind the Curtain. Orada çok etkili bir kadın yazar var: Diane Burley. Bu hanım bizim tasarımlarımız hakkında daha biz ödül almadan önce bir makale yazmış, “Bu ekibe dikkat, bunlar bir şey yapacak” diye… Ama asıl önemlisi şu: Bizi tanıtırken “Ortadoğu” dememiş de “Doğu Avrupa” demiş. Çok şaşırdım. Kendimi hiç Doğu Avrupalı gibi düşünmemiştim ama onlar beni orada görmüş.

     O ürünleri Ortadoğu’ya yedirmek istemiyorlar. Belli kalitede bir ürün yaparsanız “Bu Ortadoğu değil, olsa olsa Doğu Avrupa’dır” diyorlar. Ve bir şekilde sizi Avrupalı diye kodluyorlar.

      Volitan nasıl bir tekne?

– Volitan’ın en üstün özelliği çok çevreci olması. Hiçbir petrol ürünü yakıt kullanmıyor, asla karbondioksit atığı üretmiyor.
– Herhangi bir limana girip yakıt almasına gerek olmadığı için Volitan’la hiç durmadan dünya turu yapabilirsiniz.
– İçme suyu almanıza gerek yok çünkü tekne bir yandan giderken bir yandan deniz suyunu tatlı suya çeviriyor.
– Volitan sonuçta bir yelkenli ama rüzgar esmediğinde de gidiyor. Çünkü üzerindeki o iki katı yelken aynı anda iki işe yarıyor: Rüzgar varsa yelken vazifesi görüp tekneyi yüzdürüyor. Rüzgar yoksa da tekneyi güneş götürüyor.

– Güneşle tekne gider mi? Volitan gidiyor. Çünkü teknede güneş enerjisiyle çalışan iki adet elektrikli motor var. Güneş varken o tepedeki iki panel sayesinde şarj oluyor ve rüzgar çıkmasa da, güneş batsa da tekneyi götürüyor. Hemen belirtelim motorun aküsü de öyle kurşun pil falan değil; o da çevreci, yani jel akü.
– Volitan’ın hareket kabiliyeti inanılmaz. Olduğu yerde nokta dönüşü yapabilen ilk deniz aracı.
– Volitan bir de kapanabiliyor… Üstte paneller, altta kanatları falan görünce “Ben geldim, boşaltın bu limanı” havasına hiç bakmayın çünkü sudaki kanatlarını teknenin altına toplayıp, yukarıdaki panellerini de tek parça yapabiliyor

– Çevreciliğin kurallarından biri de dayanıklı tüketim malı yapmak:Volitan’ın ömrü 80 yıl.
– Volitan keyfine düşkün. 12 kişinin çok rahat yaşayabileceği, lüks yat kıvamında konfora sahip.
– Volitan’ın tek eksiği pek romantik bir havasının olmaması… “Mehtaplı bir gecede Burgaz açıklarında demirleme” hissi vermiyor. Ama zaten ABD’liler de “2040’ın teknesi” diyorlar Volitan için.

Tv de proğramı izlerken gözlerim yaşardı.
Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.
Sayın hocam, Dr.Hakan Gürsu ve ekibine bu gururu bize yaşattıkları için çok çok teşekkür ederim.

Ne olur bizim görsel medya, Türk  evlatlarımızın haklı başarılarına birazcık yer verse…
Aslında, Türkiyemizde ve dünyadaki bilim adamlarımızın başarılarına ağırlıkla yer veren bir Tv kanalı olsa oldukça fazla izleyicisi olur kanısındayım.
Atamızın “Türk insanı zekiidir” sözü ne kadar haklı.
Saygı ve sevgilerimi sunar bir kere daha teşekkür ederim.

Bet * Sa

Çanakkale boğazında pek balıkta kalmadı ama bu şaşkın levrek oltama takıldı.

LEVREK

Denizlerimizde ve denizlerin nehirlerle karışımı acısu bölgelerinde yaşar. Hani ailesindendir. Fazla gezici olmayan Levrek yerli balıklardan sayılır. Gençken gruplar halinde sonraları tek başına yaşar. Yaşam ortamı karanlık ve kuytu yerlerdir. Bu nedenle kaya oyukları veya gemi batıklarında yuvalanır. Yaklaşık 20 yıllık yaşamı olabilen Levrek ortalama 50 – 60 cm. den 1 m. boy ve 10 – 12 kg. ağırlığa kadar erişebilir. 40 cm. den küçüklerine İspendek denir. Küçük yavru balıklarla beslenir. Ocak – Mart arasında 500 000 – 2 000 000 yumurta dökerek yüksek bir üreme gösterir. Eti en lezzetli balıkların başında gelir. Bu nedenle ekonomik değeri çok yüksektir. Avlanmasında canlı yem– kıbrıs sarması– sırtı ve sahte balıklara tepki verir amatör balıkçıların her zaman için avlama zevkini yaşabilecekleri ve oltaya alındığı zaman avcının adrenalinin yükselmesine ve heyecana kapılmasına neden olur sportif olarak avı zevklidir. Levrek canlıyı aldıktan sonra 3-4 metre gider ve durur yemi kontrol eder bu kontrol esnasında iğneyi hissederse yemi geri kusar onun içinde bu duraksamayı hissetiğiniz an çok hafif oltayı çekersiniz ve levrek canlı kaçıyor diye tam bindirir ondan sonra biraz daha boşluk verirsiniz yani 5-6 metre kadar sonra karşı tepki verip iğnenin balığın ağzına oturmasını sağlarsınız.

  

Sezon başladı ve tekneyi marinadan evin önüne getirdim. 2007