Bilim kurgu gerçek oldu

    Mermisi yok menzili 4 km .ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un, gelecekte en fazla kullanmayı planladığı silah işte bu.

    Amerikan ordusunun gelecekte en yaygın olarak kullanması öngörülen silah New Mexico çöllerindeki Kirtland Hava Üssü’ndeki araştırma laboratuvarında geliştirildi.

ÖLDÜRÜCÜ DEĞİL SÜRÜNDÜRÜCÜ

    PHaSR (The Personnel Halting and Stimulation Response) tam bir lazer silahı. Bildiğimiz diğer silahlar gibi öldürücü değil. Düşmanı geçici ama uzunca bir süre için kör ederek ve yön algısının şaşırtarak etkisiz hale getiriyor. Üstelik menzili, silaha takılan NASA ürünü çok güçlü bir lens sayesinde çok uzun. Kilometrelerce mesafedeki düşmana ulaşabiliyor. Mermi sıkmıyor ama ışınla 4 kilometre mesafedeki düşmanı etkisiz hale getiriyor.

ÇALIŞMALARI YÜRÜTEN EKİBE 250 BİN DOLARLIK ÖDÜL

    Birleşmiş Milletler 1995’te "kör eden" silahları yasakladı. Ancak PHaSR o güne kadar geliştirilmiş olan ve yasak kapsamına giren diğer silahlardan farklı olarak düşük yoğunluklu lazer ışını yayabildiği için sadece geçici bir süre için kör ediyor ve kalıcı bir etki bırakmıyor. İşte bu sayede BM yasağının kapsamına da girmiyor. Mart 2006’da tamamlanan silahla ilgili çalışmaları yürüten ekibe 250 bin dolarlık bir ödül de verilmişti.

    Böylelikle bir bilim kurgu filminde kullanılan bir silah daha gerçek oluyor. Ve işte diğerleri:
    1. PHaSR (kişisel lazer silahı)- Tamamlandı.
    2. BLEEX (Berkeley Lower Extremity Exoskeleton )- Üzerinde çalışılıyor.
Her türlü yükün ağırlığını hissettiemeden taşınmasını sağlayan sırt çantası.
    3. GRIPHON (uçmayı sağlayacak ‘kanat’). Üzerinde çalışılıyor.
    4. Biyonik kol- Tamamlandı.
Claudia Mitchell’a geçen yıl takılan biyonik kol, beyinden gelen komutlarla çalışıyor.

Kaynak: Hürriyet 

Güncel

 

Eskimolar ayı avlamak için bir çok formül üretmişler.

   Bunlardan birisi; buz kütlesinin içine jilet koyup yanına kan akıtmışlar. Kan kokusuna gelen ayı kanı yalamaya başlamış.

    Doğaldır ki yaladıkça dili kesilmiş ve kendi kanı akmaya başlamış…

   Sürekli yalamış ama bu defa kanı bitmiş ve midesi patlamış, yani kendi kendini imha etmiş…

 

 

 

      Umarım beğenirsiniz.

 

 

Neyzen Tevfik’ten

 

Alıntı elifistanbul@windowslive.com ‘a teşekkürler. 

(Elif Ece bazı yorumlardan çok sıkılmış herhalde bu şiiri yazmak zorunda kalmış.

ve Din  bezirganlığı yapanlara cevap vermiş. Bet*Sa)

                 BIRAKILAN BAZI YORUMLARA CEVAPTIR. 

Ne ararsin Tanri ile aramda

      Sen kimsin ki orucumu sorarsin?

      Hakikaten gözün yoksa haramda

         Basi açiga neden türban sorarsin?

 

  Raki, sarap içiyorsam sana ne

Yoksa sana bir zarari, içerim

    Ikimiz de gelsek kildan köprüye

              Ben dürüstsem sarhosken de geçerim.

 

    Esir iken mümkün müdür ibadet

  Yatip kalkip Atatürk’e dua et…

   Senin gibi dürzülerin yüzünden

      Dininden de soguyacak bu millet.

 

Isgaldeki hali sakin unutma

  Atatürk’e dil uzatma sebepsiz

        Sen anandan yine çikardin amma

       Baban kimdi bilemezdin serefsiz.

                                                                      Neyzen Tevfik    

Bu güzel şiiri bize anımsattığı  için Elif Ece’ye teşekkürler.    

 

NEYZEN TEYFİK’i tanıyalım… 

        1789 yılında Bodrum’da doğan Neyzen Teyfik babasının görevli bulunduğu Urla kasabasında amatör bir  neyzenden aldığı derslerle müzik hayatına başladı. İzmir İdadisinden okulu bitirmeden ayrılan Neyzen, daha sonra Farsça öğrendi. Önce, İzmir Mevlevihane’sine daha sonra ise İstanbul’da Galata ve Kasımpaşa Mevlevihane’lerine devam etti. Daha sonra Bektaşi tarikatından nasip alarak Bektaşi oldu. Bir yandan da şiir yazan ve şiirle ilgilenen Neyzen, dönemin sairleri Eşref ve Mehmet Akif’le tanıştı ve onlardan etkilendi. Neyini para için değil, dilediği zaman çalan Neyzen topluma aykırı bir yasam sürdürdü. Müzik kurallarına pek uymadan ama içten ve duyarak çalan Neyzen her zaman insanları etkiledi. O Ney’i ustalıkla üflerdi. Çocukluk arkadaşı Abraham Galanti Bodrumlu onun müziğinin ve şiirlerinin denizden etkilendiklerini söyler. Cok az sanatçı Neyzen gibi müzik ve şiiri bir arada basari ile kullanmıştır. Çok renkli bir bohem hayati süren Neyzen müziği dışında hiciv ve taşlamaları ile de ünlenmiştir. Çok eski ve ağdalı bir dil kullanan Neyzen buna rağmen halk tarafından çok sevildi. Hicivlerinde ve taşlamalarında oklarını siyasal ve dini baskılara, çıkarcılara yöneltmiş ve her türlü haksızlığa karşı çıkmıştır. Neyzen 28 Şubat 1955 de İstanbul’da öldü. Hiç ve Azabı Mukaddes adlı şiir kitapları, Saz Semaileri vardır. Neyzen 100’e yakın taş plak doldurmuştur.

 

                                                         

                                                                      Veri, "Bodrum rehberi" inden alıntıdır. Bet*Sa 

ÇİNLİLERDEN GÜZEL BİR AÇIKLAMA !

                        Alyansı neden dördüncü parmağımıza takmalıyız

Bunun, Çinliler’in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması var…
Başparmak, anne-babanızı,
İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
Orta parmak, sizi,
Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.

İlk önce avuçlarınızı birbirine bakacak şekilde açın. Orta parmakları bükün ve sırt sırta birleştirin.

     Daha sonra kalan dört parmağınızı da fotograftaki gibi açıp, uç uca getirin.
     Şimdi, anne babanızı temsil eden başparmaklarınızı ayırmaya çalışın…      Açılacaktır, çünkü anne babanız sizinle birlikte ömür boyu yaşamayacaktır. Er ya da geç onlardan ayrılmak zorundasınız. 

     Baş parmaklarınızı önceki gibi birleştirip, kardeşlerinizi temsil eden işaret parmaklarınızı ayırın.    Onlar da ayrılacaktır, çünkü kardeşleriniz kendi ailelerini kurup, ayrı bir hayat seçer.

     İşaret parmaklarınızı birleştirip, çocuklarınızı temsil eden serçe parmaklarınızı ayırın. Onlar da ayrılacak, çünkü çocuklar da evlenir ve bir gün kendi hayatlarını kurar.

     Son olarak serçe parmaklarınızı birleştirip, eşlerinizi temsil eden yüzük parmaklarınızı ayırmaya çalışın. Ayıramadığınızı görünce şaşıracaksınız. Çünkü karı-kocalar hayat boyu bir arada yaşarlar… İyi günde ve kötü günde….

(Bu maili Polat arkadaşım göndermiş. Teşekkürler Polat !)

 

  Sevgili Pidd@’ e paylaşım için teşekkür ederim.

By Safa Başnur Posted in Genel

Atatürk

 

Alıntı 

AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ,  OKULUNUN DUVAR GAZETESİNE YAZMIŞ.
  
İNANILMAZ GUZEL VE FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI
İYİ DE YAPMIŞ.

BOL MİKTARDA İLETELİM LÜTFEN…

Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini borçlu olduğu insan:

ATATÜRK…

Gençliğinde kot pantolon giyememiş.

Sevgilisinin elinden tutup, hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş…
Padişah ona Trablusgarp Cephesi’nde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş…

Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej eşliğinde Mercedes’lerle gezememiş Anadolu’yu…
Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak basan ayağında  spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş…
Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş…
Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir’den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar…
Ülkesinde yapacağı devrimleri,  unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş!
Atatürk için üzülüyorum.

Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, İsmet Pasa için Safiye Ayla’dan bir istek parçası isteyemeden gitti ..

 Lozan Zaferi’nden sonra veya Cumhuriyet’in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı.

Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.
Atatürk’e acıyorum…

Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir.

Aaaah ah…
Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak, babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken…
Bunları yapmadı Atatürk…

Keyif çatmadı…
Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı…

ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI. O ISE
SADECE
BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI.

BÜTÜN SUÇU

2 KADEH RAKI IÇMEKTI
O KADAR…..