Neden e-fatura kullanmalıyız?

  

Neden e-fatura kullanmalıyız?

 Faturalarınız basılı kağıtlarla geliyor. Bu durum yüz binlerce ağacın yok olmasına neden oluyor. Türk Telekom, Türkiye’de e-fatura dönemini başlattı. Artık, bir e-posta adresiniz varsa, faturalarınızın güvenli bir şekilde gönderileceği e-fatura uygulamasına geçebilir, hem doğanın korunmasına yardımcı olabilir, hem de her ay 10 dakika bedava konuşabilirsiniz.

  2008 yılı içerisinde e-faturaya geçen herkes başvurdukları ayı takip eden aydan itibaren 2008 yılı sonuna kadar her ay 10 dakika bedava şehir içi konuşma fırsatından yararlanabilir. Kampanya başlamadan önce e-faturaya başvuranlar, kampanya başlangıç tarihi olan Nisan ayından itibaren bedava hediye dakikalarını kullanmaya başlayabilirler. Hem e-fatura, hem de basılı fatura kullanan aboneler kampanyadan yararlanamaz.  

  

E-fatura başvuruları 4 kanal aracılığı ile yapılmaktadır:

 

Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

        Bir fotoğraf sergisinde okuduğum bir yazıyı yazacağım sizlere arkadaşlar aklımda kaldığı kadar:

 

YAŞLI AĞACIN SESİ

Yaklaşık 600 yıl önce Tohum olarak toprağa düştüm

Fatih Sultan Mehmet’ in İstanbulu fethine, Osmanlının Çöküşüne şahit oldum 

Bu yolda bir çok arkadaşımı kaybettim

çok zorluklar geçirdim yanlızca ben ayakta kaldım

 yıl 2008 de kesildim…

    Fotoğraf  Sergisinde Ağacın resmi de vardı ancak internete o resmi bulamadım bloğun en üstünde yer alan ağaç Bursa daki İNKAYA ÇINARI dır…

Yaşı: 592

Boyu: 35 m.

Çapı: 3 m.

Çevresi : 920 m. dir…  (Veriler 1999 yılına aittir.Şu an 601 yaşındadır. İkazları için "  ¶baba€®€gliay35™  "   arkadaşımıza teşekkürler.Bet*Sa)

Konuya hassasiyetinden dolayı sevgili Cemal Cem’e teşekkürler.         Bet*Sa  

VOLİTAN

VOLITAN : Bunu bir TÜRK yaptı !

ODTÜ de değerli hocam Dr. Hakan Gürsu ve ekip arkadaşlarının başarısını heyacan ve gururla izledim.

Fikir; uygulayanlarda hayat bulur. deyişiyle Erol Erbaş’ın Örnekinsanbiz sitesinden alıntılarla bu heyecanıma ortak olurmusunuz.

Bir TÜRK’ün başarı öyküsü. VOLITAN

     Türkiye için süper bir şey oldu. Moral olsun diye söylemiyoruz; gerçekten süper bir şey: Aramızdan biri çıktı ve dünyanın en sivri, en garip, en özgür zekalarının katıldığı bir yarışmada birinci seçildi.

     Bu yılın 100 küsur milletten “düş birincisi” ODTÜ Öğretim Üyesi Dr. Hakan Gürsu… Gürsu önce bir tekne düşledi. Öyle bir tekne ki yakıtı olmadan da gitsin. Yelkeni olsun ama rüzgar esmediğinde bile yüzsün.

Gürsu düşlediği bu tekneyi gerçekten yaptı. Hem de o kadar eşsizini yaptı ki dünyanın bütün diğer özgür zekaları hayran kaldı. Gürsu’ya 13 Ekim’de New York’ta Uluslararası Tasarım Ödülü’nü (IDA 2007) verdiler. Üstelik iki dalda. Hem deniz araçları hem de tüm ulaşım araçları dalında… Yani 1438 projenin içinde iki kez birinci! Hatta birincilerin birincisi… Çünkü bu yarışma “kazananların”, daha önce birincilik almış tasarımların müsabakası…

 

      Bu kadarla da bitmiyor. Asıl sorun başka. Ne olduğunu şimdi siz de tahmin etmişsinizdir ama bakın o sorunu Hakan Gürsu nasıl anlatıyor… 

 ODTÜ Öğretim Üyesi Dr. Hakan Gürsu

   “Volitan” adı nereden aklınıza geldi?

“Volitan” Latince “hızlı yol alan” demek. Bir de bizim Akdeniz sahillerinde görülen bir uçarbalığın adı… Bu balığın çok saygılı duyulacak bir erformansı var. 200 metre falan suyun üzerinde gidiyor. Balığı da, kelimenin anlamını da çok sevdik. “Xmr21” gibi bir isim yerine “Volitan” dedik. Ayrıca uluslararası yarışmalarda menşeinizi belirtecek her şeyden de kaçınıyorsunuz. Bunu hem etik açıdan yapıyorsunuz hem de stratejik…

    Bu ödülü kazanan Zaha Hadid dışında başka bir Müslüman var mıydı?
Literatürü bildiğim kadarıyla -ki takip ettiğim bir literatürdür- başka yok. Bir de biz.

    Tesadüf mü yoksa Müslüman ya da Ortadoğulu olmak gerçekten ciddi bir engel mi?
Kesinlikle engel. Bu bize bazı yarışmalarda off the record söylendi de. “Katılmayın, size ödül vermezler” dediler. Biz buna “handikap puanı” diyoruz. Yani birinci torbadan değil, üçüncü torbadan geliyorsunuz. O yüzden de mükemmelin mükemmelini yapmanız gerekiyor.

 

     “Bize Doğu Avrupalı dediler”

      En mükemmeli yapmak böyle bir önyargıyı kırmaktan daha mı kolaydır?
Neredeyse… Bakın size çok ilginç bir şey anlatacağım: ABD’de çok saygın, önemsenen bir internet sitesi var: Pure Contemporary Behind the Curtain. Orada çok etkili bir kadın yazar var: Diane Burley. Bu hanım bizim tasarımlarımız hakkında daha biz ödül almadan önce bir makale yazmış, “Bu ekibe dikkat, bunlar bir şey yapacak” diye… Ama asıl önemlisi şu: Bizi tanıtırken “Ortadoğu” dememiş de “Doğu Avrupa” demiş. Çok şaşırdım. Kendimi hiç Doğu Avrupalı gibi düşünmemiştim ama onlar beni orada görmüş.

     O ürünleri Ortadoğu’ya yedirmek istemiyorlar. Belli kalitede bir ürün yaparsanız “Bu Ortadoğu değil, olsa olsa Doğu Avrupa’dır” diyorlar. Ve bir şekilde sizi Avrupalı diye kodluyorlar.

      Volitan nasıl bir tekne?

– Volitan’ın en üstün özelliği çok çevreci olması. Hiçbir petrol ürünü yakıt kullanmıyor, asla karbondioksit atığı üretmiyor.
– Herhangi bir limana girip yakıt almasına gerek olmadığı için Volitan’la hiç durmadan dünya turu yapabilirsiniz.
– İçme suyu almanıza gerek yok çünkü tekne bir yandan giderken bir yandan deniz suyunu tatlı suya çeviriyor.
– Volitan sonuçta bir yelkenli ama rüzgar esmediğinde de gidiyor. Çünkü üzerindeki o iki katı yelken aynı anda iki işe yarıyor: Rüzgar varsa yelken vazifesi görüp tekneyi yüzdürüyor. Rüzgar yoksa da tekneyi güneş götürüyor.

– Güneşle tekne gider mi? Volitan gidiyor. Çünkü teknede güneş enerjisiyle çalışan iki adet elektrikli motor var. Güneş varken o tepedeki iki panel sayesinde şarj oluyor ve rüzgar çıkmasa da, güneş batsa da tekneyi götürüyor. Hemen belirtelim motorun aküsü de öyle kurşun pil falan değil; o da çevreci, yani jel akü.
– Volitan’ın hareket kabiliyeti inanılmaz. Olduğu yerde nokta dönüşü yapabilen ilk deniz aracı.
– Volitan bir de kapanabiliyor… Üstte paneller, altta kanatları falan görünce “Ben geldim, boşaltın bu limanı” havasına hiç bakmayın çünkü sudaki kanatlarını teknenin altına toplayıp, yukarıdaki panellerini de tek parça yapabiliyor

– Çevreciliğin kurallarından biri de dayanıklı tüketim malı yapmak:Volitan’ın ömrü 80 yıl.
– Volitan keyfine düşkün. 12 kişinin çok rahat yaşayabileceği, lüks yat kıvamında konfora sahip.
– Volitan’ın tek eksiği pek romantik bir havasının olmaması… “Mehtaplı bir gecede Burgaz açıklarında demirleme” hissi vermiyor. Ama zaten ABD’liler de “2040’ın teknesi” diyorlar Volitan için.

Tv de proğramı izlerken gözlerim yaşardı.
Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.
Sayın hocam, Dr.Hakan Gürsu ve ekibine bu gururu bize yaşattıkları için çok çok teşekkür ederim.

Ne olur bizim görsel medya, Türk  evlatlarımızın haklı başarılarına birazcık yer verse…
Aslında, Türkiyemizde ve dünyadaki bilim adamlarımızın başarılarına ağırlıkla yer veren bir Tv kanalı olsa oldukça fazla izleyicisi olur kanısındayım.
Atamızın “Türk insanı zekiidir” sözü ne kadar haklı.
Saygı ve sevgilerimi sunar bir kere daha teşekkür ederim.

Bet * Sa

Çanakkale boğazında pek balıkta kalmadı ama bu şaşkın levrek oltama takıldı.

LEVREK

Denizlerimizde ve denizlerin nehirlerle karışımı acısu bölgelerinde yaşar. Hani ailesindendir. Fazla gezici olmayan Levrek yerli balıklardan sayılır. Gençken gruplar halinde sonraları tek başına yaşar. Yaşam ortamı karanlık ve kuytu yerlerdir. Bu nedenle kaya oyukları veya gemi batıklarında yuvalanır. Yaklaşık 20 yıllık yaşamı olabilen Levrek ortalama 50 – 60 cm. den 1 m. boy ve 10 – 12 kg. ağırlığa kadar erişebilir. 40 cm. den küçüklerine İspendek denir. Küçük yavru balıklarla beslenir. Ocak – Mart arasında 500 000 – 2 000 000 yumurta dökerek yüksek bir üreme gösterir. Eti en lezzetli balıkların başında gelir. Bu nedenle ekonomik değeri çok yüksektir. Avlanmasında canlı yem– kıbrıs sarması– sırtı ve sahte balıklara tepki verir amatör balıkçıların her zaman için avlama zevkini yaşabilecekleri ve oltaya alındığı zaman avcının adrenalinin yükselmesine ve heyecana kapılmasına neden olur sportif olarak avı zevklidir. Levrek canlıyı aldıktan sonra 3-4 metre gider ve durur yemi kontrol eder bu kontrol esnasında iğneyi hissederse yemi geri kusar onun içinde bu duraksamayı hissetiğiniz an çok hafif oltayı çekersiniz ve levrek canlı kaçıyor diye tam bindirir ondan sonra biraz daha boşluk verirsiniz yani 5-6 metre kadar sonra karşı tepki verip iğnenin balığın ağzına oturmasını sağlarsınız.

  

Sezon başladı ve tekneyi marinadan evin önüne getirdim. 2007