Şundan Bundan

Semra arkadaşımız 2008 mart tarihinde blogunda yazmıştı.Güzel konular içeriyor.Teşekkürler.
 

bugün aldığım bir mailin başlığı "Benzin deposu hangi tarafta" idi. Hakkaten benim başıma çok gelmiştir bu. Hatta belki birçok kişiye komik gelecek ama ben kendi arabamın benzin deposu hangi tarafta onu bile unutuyorum çoğu zaman. (aptallığımdan değil elbette, o kadar az kullanıyor ve o kadar uzun süre sonra benzin alıyorum ki unutuyorum.) Neyse mail şöyle devam ediyordu:Yabanci bir arabaya bindiniz veya araba kiraladiniz.
Benzin azaldi. 
Benzin istasyonuna gireceksiniz. 
Acaba bu arabanin benzin deposu sagda mi yoksa solda mi?
 
Cevap cok basit, benzin gostergesine bakin orada bir pompa isareti var.
 
Eger depo sagda ise hortum ve tabanca pompa seklinin saginda, 
solda ise hortum ve tabanca arabanin solunda. (resimlere bakınız!)

 

İnsanlar bazen çok kolay olan ama gözden kaçan şeyleri böyle yakalamıyorlar mı bayılıyorum.
Ha bi de ilkokuldan beri bayıldığım şeydir hani elimizi yumruk yapıp sayarız hangi ay 31 çeker hangisi 30 hesaplarız.

benim gibi balık sevip hangi mevsimde/ ayda balık yenir bilmeyenler için ise ;
JanuaRy
FebRuary
MaRch
ApRil
May
June
July
August
SeptembeR
OctobeR
NovembeR
DecembeR
YOU CAN EAT FISH:))
INGİLİZCE AY İSİMLERİNE BAKIN HANGİSİNDE RHARFİ VARSA İŞTE O AYDA BALIK YENİRRRR

 

Gelibolu Yarımadası yanıyor.

  Arkadaşlar,

Bu gün TRT Lapseki’den canlı yayın yaparak eğlenceler şarkılar türküler eşliğinde milli piyongo çekilişleri falan tertipledi ve  Lapsekinin kiraz festivali şenliklerine katkıda bulunmanın mutluluğunu yaşadılar.

Topluca kutlu ve mutlu oldular sanırım…!

Sanırım çünkü ben gitmedim.

Nedenmi.? Ben denizdeydim.Resimde gördüğünüz Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış topraklardan fışkıran ormanın yanışını izliyordum. Gözyaşları içinde…

İki gündür yanıyor.İstanbuldan yangın söndürme uçakları geldi helikopterlerler… Görevliler canla başla çalışıoyorlar.Yangın söndürme çalışmalarını izledim dürbünle ve uzaktan bir süre… Ve resmini çekerek sizlerle paylaşmak istedim.

TRT nin şenlikleri eşliğinde ne güzel yanıyorlardı.!!!

YAZIKLAR OLSUN… Acaba kaç kişi Tv haberlerinde izledi bu haberi.

 

Lodos esiyordu. Yanan ormanın külleri teknemizin üzerine geliyordu.Eminimki TRT eğlencelerini seyredenlerin üzerine de küller gelmiştir. Tüm balkon, araba ve bahceleri yıkadık. Kül yağıyordu… Küllere bakarken bu muhaddes vatan için şehit olanların, Mustafa Kemal Atatürk’ün silah arkadaşlarının ne düşündükleri geldi aklıma… Belkide (Eminim) yangına sebep olanlar yine bulunamayacak.

Yazıklar olsun ki şu cennet vatana sahip çıkamıyoruz… Yazıklar olsun ve dilegim şu ki Allahından bulsun.

LÜTFEN YEDİĞİNİZ MEYVALARIN ÇEKİRDEKLERİNİ TOPRAĞA ATIN. Sevgiyle kalın.

1 NİSAN’IN TARİHÇESİ

 

Alıntı

   15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.
En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur’an bir elinde Incil  şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım’ der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşısında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.
Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar ‘Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz’ dediklerinde Haçlı ordusu komutanı ‘Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur’ diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada şehit edilir.
İşte o gün bugündür 1 Nisan Hıristiyanlar arasında ‘Hile Günü’ olarak kutlanmaktadır.

   Maalesef Hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil Müslümanlar arasında da yaygınlaşması, yüzlerce, binlerce Müslümanın katliam günü olan 1 Nisan’lar,bir şaka günü olarak kutlanmaktadır.

 Sevgilerle daydo89…

 

Güncel

 

Eskimolar ayı avlamak için bir çok formül üretmişler.

   Bunlardan birisi; buz kütlesinin içine jilet koyup yanına kan akıtmışlar. Kan kokusuna gelen ayı kanı yalamaya başlamış.

    Doğaldır ki yaladıkça dili kesilmiş ve kendi kanı akmaya başlamış…

   Sürekli yalamış ama bu defa kanı bitmiş ve midesi patlamış, yani kendi kendini imha etmiş…

 

 

 

      Umarım beğenirsiniz.

 

 

Neyzen Tevfik’ten

 

Alıntı elifistanbul@windowslive.com ‘a teşekkürler. 

(Elif Ece bazı yorumlardan çok sıkılmış herhalde bu şiiri yazmak zorunda kalmış.

ve Din  bezirganlığı yapanlara cevap vermiş. Bet*Sa)

                 BIRAKILAN BAZI YORUMLARA CEVAPTIR. 

Ne ararsin Tanri ile aramda

      Sen kimsin ki orucumu sorarsin?

      Hakikaten gözün yoksa haramda

         Basi açiga neden türban sorarsin?

 

  Raki, sarap içiyorsam sana ne

Yoksa sana bir zarari, içerim

    Ikimiz de gelsek kildan köprüye

              Ben dürüstsem sarhosken de geçerim.

 

    Esir iken mümkün müdür ibadet

  Yatip kalkip Atatürk’e dua et…

   Senin gibi dürzülerin yüzünden

      Dininden de soguyacak bu millet.

 

Isgaldeki hali sakin unutma

  Atatürk’e dil uzatma sebepsiz

        Sen anandan yine çikardin amma

       Baban kimdi bilemezdin serefsiz.

                                                                      Neyzen Tevfik    

Bu güzel şiiri bize anımsattığı  için Elif Ece’ye teşekkürler.    

 

NEYZEN TEYFİK’i tanıyalım… 

        1789 yılında Bodrum’da doğan Neyzen Teyfik babasının görevli bulunduğu Urla kasabasında amatör bir  neyzenden aldığı derslerle müzik hayatına başladı. İzmir İdadisinden okulu bitirmeden ayrılan Neyzen, daha sonra Farsça öğrendi. Önce, İzmir Mevlevihane’sine daha sonra ise İstanbul’da Galata ve Kasımpaşa Mevlevihane’lerine devam etti. Daha sonra Bektaşi tarikatından nasip alarak Bektaşi oldu. Bir yandan da şiir yazan ve şiirle ilgilenen Neyzen, dönemin sairleri Eşref ve Mehmet Akif’le tanıştı ve onlardan etkilendi. Neyini para için değil, dilediği zaman çalan Neyzen topluma aykırı bir yasam sürdürdü. Müzik kurallarına pek uymadan ama içten ve duyarak çalan Neyzen her zaman insanları etkiledi. O Ney’i ustalıkla üflerdi. Çocukluk arkadaşı Abraham Galanti Bodrumlu onun müziğinin ve şiirlerinin denizden etkilendiklerini söyler. Cok az sanatçı Neyzen gibi müzik ve şiiri bir arada basari ile kullanmıştır. Çok renkli bir bohem hayati süren Neyzen müziği dışında hiciv ve taşlamaları ile de ünlenmiştir. Çok eski ve ağdalı bir dil kullanan Neyzen buna rağmen halk tarafından çok sevildi. Hicivlerinde ve taşlamalarında oklarını siyasal ve dini baskılara, çıkarcılara yöneltmiş ve her türlü haksızlığa karşı çıkmıştır. Neyzen 28 Şubat 1955 de İstanbul’da öldü. Hiç ve Azabı Mukaddes adlı şiir kitapları, Saz Semaileri vardır. Neyzen 100’e yakın taş plak doldurmuştur.

 

                                                         

                                                                      Veri, "Bodrum rehberi" inden alıntıdır. Bet*Sa